Akıllı Şirketler Çekicidir!

İş sistemleri zekice kurgulanmış şirketler çekicidir. Her şeyin bir düzen ve netlik içinde olduğu, performansın adil değerlendirildiği, alınan ücretin iç dengeler içinde yerli yerinde olduğu ve normların, değerlerin benimsendiği ortak kültür ile başarıya koşulan, yaşanmaya değen bir şirket… Hem de nasıl çekicidir.
Ama gel gelelim nadir bulunur!
Öncelikle performansın etkin ve adil değerlendirilmesi konusu ile başlayalım. Performans Değerlendirme sistemlerinin sadece ülkemizde değil dünyada da genelde başarısızlığa uğradığını, bir çok kaynaktan okuyabilirsiniz. Dönem başlarında yazılan performans formları yıl boyunca bir köşede bekler, zamanı gelince yöneticilerin önüne “lütfen değerlendiriniz” diye konulur. Sıkıcı bir süreçtir. Yönetici çalışanın neyi nasıl yaptığını net hatırlamaz bile, uzun zaman geçmiştir. Çoğu zaman değerlendirmede geç kalınmıştır. Çok net bir kaç figür ve finansal sonuçların dışında, ki o da herkese uygulanmayabilir, el yordamı ile hedefler, yetkinlikler değerlendirir. Biraz da işin içine duygular katılır. Çalışanlar bu işe inanır ya da inanmaz, sistem öylesine yürür gider.
Gelin şirket zekasını biraz daha kurgulamaya devam edelim.
Dünya artık performans sistemine farklı bir gözle bakan sistemler geliştiriyor. Bunların en etkin olanı da dönemsel dahi değil, günlük aktivitelerin şirketin stratejik hedeflerine bağlı olduğu performans ölçüm sistemleridir.
Sistemin detaylarına inmeden önce kısa bir bilgilendirme yapayım. Harvard Business School hocalarından; Robert S. Kaplan ve David P. Norton tarafından 1990 yılların ortalarında geliştirilmiş “Balanced Scorecard”adı verilen bir yönetim modeli mevcut. Genelde bu model ülkemizde, “Şirket/Kurum Karnesi” diye adlandırılıyor.
Şirket/Kurum Karnesi; finansal sonuçların; iş süreçleri, müşteri ve yaratıcılık boyutları ile desteklendiği bir model. Kaplan ve Norton’a göre, finansal sonuçlar geçmişi gösterirken, diğer boyutların etkin yönetimi şirketin gelecekteki varlığını garantiliyor.
Örneğin; net kar… Şirketiniz kardadır ancak bu size dünü anlatır.
Organizasyonun gelecekteki başarısını belirleyen göstergeler ise; kalite, inovasyon, pazara girme hızı ve servis hızı gibi iş ve büyüme kabiliyetini belirleyen unsurlardır. Kurumun ayakta kalması için finansal göstergeler kadar, bu unsurlar da önemlidir. Ancak kar-zarar tablosuna ya da bilançoya bakıldığında ne durumda oldukları çok zor anlaşılabilir. Örneğin çalışan memnuniyetinin ne düzeyde olduğunu finansal raporlarda göremezsiniz. Halbuki şirketin geleceği, kaliteli ve yetenekli çalışanların varlığı ile desteklenir. Ya da gelir kaynağınızı sürekli kılacak, müşteri memnuniyeti ya da sadakati gibi unsurlar… Bunlar da şirketin geleceğini belirleyen kritik faktörlerdir ancak. finansal raporlarda görülemez.
O nedenle karnedeki hedefler; sadece finansal açıdan değil, şirket stratejileri doğrultusunda, müşteri, inovasyon ve iş süreçleri açısından da kurgulanarak yazılır. Bu bazda oluşan şirket stratejileri hedefler aracılığı ile, sebep sonuç ilişkilerine dayandırılarak, en alt kademeye kadar indirgenir. Kişi bazında hedefler ile her çalışanın kurum karnesi hazırlanmış olur.
Ne kadar etkin uygulanıyor?
Genellikle bu yöntemin hayata geçirilişine ilişkin sıkıntılar yaşanıyor. Hedefler o günün getirdiği fikirlere dayanarak, üst yönetimin de katıldığı detaylı bir strateji haritalaması yapılmadan, “olursa iyi olur” mantığı ile belirlenebiliyor. Genelde, hedef bazında temel başarı göstergelerinin tanımlanması, ölçme, takip yöntemleri ve de günlük iş aktivitelerinin strateji ile bağlantısının kurulması, tam ayrıntıları ile irdelenmiyor. Sistem iyi ihtimalle yarıyıl ya da genellikle yıl sonlarında değerlendirilmek üzere rafa kaldırılıyor. Finansal göstergeler dışında çok az hedef sürekli takip ediliyor. Sonuç? Eh işte…
Ancak, Şirket/Kurum Karnesinin, uygulanma etkinliği geliştirilerek uzun zaman bizimle birlikte olacak bir yönetim modeli olduğunu da vurgulamak isterim.
Peki günlük iş aktivitelerini şirket stratejilerine nasıl, hangi yöntem ile bağlayacağız? Başarı kriterlerini nasıl takip edip ölçeceğiz?
Bunun cevabını bir sonraki makalemde vereceğim.
Unutmayınız;
“Ölçemediğiniz değerin var olduğunu asla bilemezsiniz, sadece bulanık suda el yordamı ile olduğunu varsayarsınız”
Tülay DÖNMEZ


