Dünya Kadınlar Gününü Kutluyoruz!

Günümüzde iş dünyasında pek çok başarıya imza atmış kadınlar var bildiğiniz üzere… Kurumları tarafından desteklenen, motive edilen, değer verilen. Bu tür kurumlarda yaklaşım hümanist ve yapıcı. Çalışan kadın böyle bir kurumda yer almaktan son derece memnun. Bu tür işletmelere bir kadın olarak teşekkür etmeyi borç bilirim. Ancak bir de madalyonun bir diğer yüzü var. Madalyonun bu yüzünde kadın ne yazık ki hala çalışma hayatında her daim aciz, zayıf hatta daha az zeki görülmektedir. Bu tür iş yerlerinde büyük, küçük, orta ölçekli her çeşit sektörde gerek mavi yakalı gerek beyaz yakalı olarak çalışan kadının iş hayatında tutunabilmesi ciddi bir mücadeleyi gerektirmektedir.
İçinde bulunduğumuz çağda, kadın çalışana değer vermeyen iş yerlerinde kadına biçilen “o kadındır çok ta anlamaz erkekler daha iyidir daha zekidir” şeklindedir. Çünkü bu zihniyet ile yoğrulan bir kültürün bileşenleriyiz ve bu kültür iş hayatında kadının işinin çok ta kolay olmadığını ortaya sermektedir.
Erkeğe, evde aslan oğlum, iş hayatında hadi koçum sen yaparsın şeklinde bir kaftan biçilmiştir. Toplum bunu benimsemiş hatta benimsetilmiştir. Bu kadına olan bakış açılarından sadece bir tanesidir. Kadının önemsenmemesi üzerine kurulu bir düzenin varlığı ile yine kadın mücadele etmek zorundadır. Örneğin patronun kadın çalışanın hamilelik sürecinde kadına dayattığı sıkıntılar… Kadının ruhunda açılan yaralar… Öte taraftan kadını anne olacağı için öven destekleyen onun yanında olan ulvi kurumlar…
Hepimiz çok iyi yerlerde çok medeni zihniyetlerle çalışmıyoruz ne yazık ki…
Pek çok iş kolunda kadın gerçekten zor şartlar altında iş hayatını devam ettirme çabası içindedir. Bağlı olduğunuz yöneticiniz, patronunuz, şefiniz kadın çalışanların hamilelik sonrası kanuni izinleri döneminde sıkıntı yaratmaktadır. Tehditkar yaklaşımlar sergileyerek kanuni izin kullanım hakkını en aza indirerek işinin başına dönmesini istemektedir. O kadın çalışana surat asarak, iletişim kurmayarak adeta anne olmasını cezalandırmaktadır. Bu arada acı olan bir başka gerçek vardır ki; bazen kadın çalışana bu dayatmaları yapan hatta mobbing uygulayan yöneticisi ise ne acıdır ki bir başka kadındır!
8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması, 16 Aralık 1977 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir. 8 Mart’ın temelini üzücüdür ki; 19. yüzyılda 8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde kırk bin çalışanın daha iyi çalışma koşulları istemesi ve yapılan müdahaleler sonucunda 129 kadının can vermesi inşa etmiştir.
21. yüzyıla geldiğimizde kadınlar hala haklarını aramaktalar, hala üzülmekteler. Bunun yanı sıra insana değer veren çalışanını cinsiyet ayırmadan koruyan kurumlarda da kişiler kendilerine verilen değerin mutluluğu ile çalışmaktalar.
Kadına değer veren örnek kurumların artması dileği ile,
Sibel Avcıbaşı / 8 Mart 2015


