Güveniliyorum Öyleyse Varım

“Sana bu iki kelimelik armağanı veriyorum: sana inanıyorum.” B.Pascal Fransız Fizikçi ve Matemetikçi

“GÜVEN” ne kadar önemli bir kelime değil mi? Yokluğunda her şeyi paramparça ediyor, parçalıyor, iletişimi sıfırlıyor, negatif duyguları tetikleyip öfke patlamalarına sebep oluyor; varlığında ise her şeyi birleştiriyor mutlu kılıyor, ümitleri yeşertiyor, umutları canlandırıyor, hayalleri besliyor.

O olmadan aldığımız nefes bile daha bir kaygılı daha bir sıkıntılı oluyor sanki. O bizi ayakta tutuyor. Yaşama bağlıyor. Her zaman güven verenin yanında olmak istememiz bundan olsa gerek. Beş yaşında güvendiğimiz arkadaşımızla oynamak isteriz, otuz yaşında güvendiğimizle paylaşmak isteriz yaşamı, kırk yaşına geldiğimizde güvendiğimiz yönetici ile çalışmak isteriz… İster birey olun ister kurum, güven yaratmadığımız sürece işimiz zorlaşıyor.

Kurumların yaşayan birer organizma olduğunu her birinin farklı farklı kurumsal kimlikleri ile algılandığını ayrı ayrı karakterleri olduğunu önceki yazılarımdan birinde ele almıştım. Hakikaten de kurumları bir bütün olarak görür ve algılarız. Her bir çalışanın karşı tarafta bıraktığı izlenim aslında kurumun bütününün bizde yarattığı izlenimdir. Kurumun toplumda yarattığı algı,verdiği güven, kurumun geleceği ile ilgili sinyalleri de içinde barındıran uyarı mekanizmalarından biridir. Gerek iç müşteri olalım gerekse dış müşteri bize güven veren, yanında kendimizi iyi hissettiğimiz bize değer veren kurumlarla çalışmak isteriz.

“İşe gittiğinizde, en önemli sorumluluğunuz güven yaratmak olmalı.”

Robert Eckert, Mattel’in CEO’su

Güven, bu kelimeyi her ne kadar soyut olarak algılasak ta aslında somuttur. Ölçülebilir. Sonuçları kurumların her şeyini etkiler. Kurum güven yarattığı zaman her şeyden daha hızlı bir etkiyi toplumun üzerinde yaratmış demektir.

Güvenin ilkeleri vardır. Nettir, şeffaftır, sadıktır, hataları olumlu zihinsel tutum içerisinde çözer, sonuç üretir, pro-aktiftir, saygılıdır, iyi bir dinleyicidir.

“Hiçbir şey güvenin hızı kadar hızlı değildir

S. Covey

Güven dolu mutlu günler dileğimle,

Sibel Avcıbaşı / 4 Mart 2015