İletişim mi?

Geçenlerde izlediğim bir belgeselde, bisikletçilerin nasıl çeşitli ülkeleri dolaştıkları, nasıl doğa ile içiçe yaşadıkları ve mutlulukları anlatılıyordu. Doğal olarak çocukluğu bisiklet tepesinde geçmiş ve hala bisiklet kullanmaktan çok büyük keyif alan ben bu belgeseli büyük bir keyifle izledim.
Bisikletçilerden bir tanesinin söylediği iki şey beni çok üzdü. Bisikletçi, İstanbul’da bisiklet kullananlara hiç dost canlısı davranılmadığını ve ayrıca İstanbul’un ne kadar da beton yığını bir yer olduğunu doğal olarak da yeşilin hemen hemen hiç kalmamış olduğunu söylüyordu. Üzücü olmanın ötesinde insanı boğan bir yanı vardı söylediklerinin.
Yeşil demek barış, neşe, sevinç, mutluluk, sevgi, ümitlerin yeşermesi, hayallerin çoşması demekti oysa ki bana göre…Hatta nefes almak demekti. O an şunu düşündüm yaşanılan yerin rengi şekli ruhumuzu nasıl da etkiliyordu. Gri ve grinin her tonunun içinde yaşarken yeşili unutmuştuk ve tabii birbirimizi. Konuşmama, dinlememe ve yüzeysel ilişkiler…
Kurumlar, her yıl sonunda gelecek yıla ait bütçe planması yaparlarken belli bir payıda eğitim bütçesi olarak ayırırlar. Bu bütçe içerisinde şu kadar kişinin bu kadar eğitim alması Eğitim departmanları tarafından belirlenir. Bu planlanan eğitimlerin kayda değer bir bölümünü de kişisel gelişim eğitimleri kaplar. İletişim konusu tüm kişisel gelişim eğitimlerinin vazgeçilmezidir. Buraya kadar sorun yok fakat beni üzen ve düşündüren yıllardır neredeyse 1990 lı yıllardan beri ciddi bir ivme kazanan bu eğitimlerin acaba hedefi vuramadığı mıdır?
İletişimin olmazsa olması “Etkili Dinleme” öyle ki tam bir günlük eğitim konusu bile olabilirken hala dinlemeyi bilmeyen, dinlemeyen, dinlemeye üşenen bir toplum oluşumuz acaba bu gri gri betonlaşmanın bizlerin ruhlarında yarattığı bezginlik, karanlık ve her şeyi alelacele bitirip günü tamamlamak çabası olabilir mi? Bu betonlar içinde nefes dahi aldığımızın farkında olmadan yok oluşumuz ve ruhumuzun iyiden iyiye griye gömüldüğü ve yeşili görmediği için beynimizin artık karanlık bir hal alması olabilir mi? Doğal olarak ta birlikte bir şeyleri paylaşmak için buluştuğunuz arkadaşımız, eşimiz, sevgilimiz veya çocuğumuzla sadece yemek siparişlerini verirken göz teması kurup sonra elimizde neredeyse 106 ekran led tv kadar büyük olan telefonlara gömülüp sözüm ona arkadaşımla, eşimle, annemle..vb yemeğe çıktık pek keyifliydi ! demek mi…Farkında mısınız tehlike çok büyük ve bizi içine alıp götürüyor. İletişim yok oluyor. O zaman bu eğitimler nereye gitti
İletişim demek dinlemektir, etkili dinlemektir yoksa o lafını bitirince ben de hemen şunu söylerim diye düşünmemektir, göz teması kurmaktır, göz teması kurmak karşınızdaki kişiye verebileceğiniz en önemli güven teminatlarından biridir. Etkili dinlediğini göstermek için sorular sormaktır. Konuşmasını kesmemektir. Net konuşmaktır.Düşünsenize size işi delege eden yöneticinizi etkili dinlediğinizde ve gerekli soruları sorarak ta yanıtlarını aldığınızda işin %50 si bitmiş demektir. Delege eden de elbette anlatmak istediğini ve işin hatlarını net bir şekilde karşısındakine aktardığında bir o kadar da verimli bir zaman yönetimi gerçekleşmiş olacaktır.
Yeşilin içinde çalışacağınız gerçek iletişimler kurabileceğiniz mutlu günler dileği ile
Sibel Avcıbaşı / 27.02.2015


