İnsanın Kendi İle Derdi Ne zaman Biter?

Kendimi orta halli okur yazar biri olarak görürüm. Ama hala çok yol almam lazım. Bazen ne cahilim diye kendi kendime kızıp hayıflandığımda olur. Elbette ne öğrenmenin sonu var ne de öğrendiklerini paylaşmanın...
Beni oldukça çok etkileyen kitaplardan bir tanesi Viktor E. Frankl’in “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabıdır. Kendi kendimizle derdimiz hiç bitmez biliyorsunuz. Bir gün kalkarız tamam artık böyle böyle davranacağım der ertesi gün başka kararlar alırız. İçimizde pek çok ses pek çok bizimle aynı ismi paylaşan insanlar vardır. Didişir dururuz ta ki gözlerimizi kapatıp bu dünyadan elimizi ayağımızı çekene kadar… Bu kitap bana kafamıza taktığımız, ruhumuzu zihnimizi yorduğumuz hatta çevremizdekileri bile yıldırıp çileden çıkardığımız, bazı şeylerin aslında hiç te zannettiğimiz kadar büyük olmadığını, bir fındık kabuğunu bile doldurmadığını göstermiştir.
Viktor E.Frankl, Avusturyalı psikiyatr varoluşçu terapinin en önemli isimlerinden biridir. İkinci Dünya savaşı sırasına toplama kamplarında yaşadıklarını (ki kendisi o kamplar sonrası hayatta kalabilen ender insanlardan bir tanesi) kendi psikiyatrik öğretisini bu kitapla geniş kitlelere sunmuştur.
Her şeyini kaybeden, bütün değerleri yok edilen, acımasızlığın altında ezilen her an her saat imha edilmeyi bekleyen bir tutuklu olarak Dr.Frankl nasıl olur da yaşamı sürdürmeye değer bulabilirdi. (Sf.7)
Nietzsche’nin dediği gibi “Yaşamak için bir neden’i olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir”.
Spinoza’nın Etika’da dediği gibi “Acı duygusu, buna ilişkin net ve kesin bir tablo oluşturduğumuz an, acı olmaktan çıkar”
Geleceğe kendi geleceğine inacını yitiren tutuklunun sonu geliyordu. Geleceğe olan inancını yitirince, tinsel (manevi) bağını da yitiriyordu; kendi çöküşüne ruhsal ve fiziksel çöküşüne göz yumuyordu.(Sf.89)
Doktor eşi ile geleceğini hayal edip ümid ederek hayatta kaldığını varoluşunun nedenini bilerek hemen her nasıla dayanabildiğini belirtir kitabında… umudunu yitirmemiştir.
Umutsuz bir durumla karşılaştığımız, değiştirilemeyecek bir kaderle yüz yüze geldiğimiz zaman bile, yaşamda bir anlam bulabileceğimizi asla unutmayalım. Artık bir durumu değiştiremeyecek bir noktaya geldiğimiz (–örneğin tedavisi olanaksız, iyileşme şansı olmayan bir hastalığı düşünün)-zaman kendimizi değiştirme yoluna gideriz.(Sf.127)
Varoluşumuzu anlamlı kılacak umutlarımız olduğunda kendimizle derdimizde bitiyor.
Umutlarımızın tükenmemesi dileği ile
Sibel Avcıbaşı / 27.02.2015


