Ofis Politikaları ile Başetmek!

Bundan yaklaşık on yıl önce, beni genel müdür yardımcısı olarak atayan Güney Afrikalı CEO’muz Patrick Neale May, hiç unutmadığım bir tavsiyede bulunmuştu: “Tülay üst düzey yönetim; teknik becerilerden ziyade, ofis içi dengelerin ve dönen gizli dolapların ustalıkla yönetilmesi gereken bir yerdir. Oyunun kurallarının ne olduğunu anlayıp ona göre davranman gerekir. Futbol sahasında oynamaya çıktığında -hayır kabul etmiyorum, penaltı diye bir kural yoktur diyemezsin- golü yersin” demişti.
İnsanoğlunu hiyerarşinin ve rekabetin olduğu bir düzenin içerisine yerleştirdiğinizde, entrikaların da dönüyor olması kabullenilmesi gereken bir gerçektir. Ayakta kalma mücadelesi ve rekabet içerisinde olunduğunda, ister istemez kendine avantaj sağlamak, yerini korumak ya da bir üst seviyeye geçebilmek için, diğerlerine rağmen, “gizli çalışma” geliştirme eğiliminde olunabilir. Ayrıca şirket kaynakları kısıtlı olduğundan, departmanlar yeterli, hatta daha da fazla payı kendilerine alabilmek için birbirleri ile rekabete girebilir. Sonuç; şirket içi “aşiret kavgaları”, en güçlü-en iyi olma mücadelesi. Kimsede şirket bütününün hayrını düşünecek hal yok, savaşın içine girilmiş bir kere. Halbuki “kazan-kaybet” döngüsü, “kaybet-kaybet” ile sonlanır. Her organizasyonda entrikaların şiddeti değişebilir. Organizasyon, özellikle üst yöneticilerin ve karar vericilerin tarzlarına bağlı olarak; minimal düzeyden, orta, yüksek ve patolojik boyutlara varan bir yelpaze içerisinde kendi entrika düzeyini ve buna bağlı karakterini belirler.
Ayak oyunlarının şiddet derecesi ile; şirket verimliliğinin, hatta şirketin ayakta kalma gücünün, birbiri ile ters orantılı olduğunu vurgulamamda yarar var. Kriz dönemlerinde ironik, olarak entrikalar daha bir alevlenir, yıkıcı etki daha da bir tetiklenir.
Peki şimdi bu oyunda bireysel olarak “kazanan” olmak için neler yapılmalı, bunlara, A&C Publishers’dan çıkan Survive Office Politics başlıklı kitabın da yardımıyla bakalım:
- İlişki ağınızı oluşturun: Mevcut ilişkilerin nasıl yürüdüğünü naliz ettikten sonra, buna göre kendi sosyal ağınızı oluşturun. Organizasyonda politik olarak güçlü olanları tanımaya ve kendinizi onlara tanıtmaya çalışın. Formel hiyerarşinin ötesinde, informel olarak güç sahibi olduğuna inandığınız; meslektaşlarınızdan, üst yöneticileriniz ya da patronlarınızdan oluşan, güven ve saygıya dayalı bir ilişki ağı oluşturun. Bunu yaparken dalkavukluktan kesinlikle kaçının. Hemen anlaşılır ve çok ters teper. Herkese karşı arkadaşça olun ama, mümkün mertebe taraf tutmadan eşit mesafede durun.
- Şirket içindeki sosyal bağları analiz edin:Kim kiminle daha yakın? Şirket içinde oluşmuş klikleşmeler ya da özel gruplar var mı? Birbiri ile aralarında sorun olanlar kimler? Kim en fazla diğerleri ile daha sorunlu? Tarafların birbirleri ile etkileşimleri nasıl?
- Organizasyon yapısını kafanızda yeniden şekillendirin:Formel organizasyon yapısını alın ve güç dengeleri açısından bakarak kafanızda yeniden tasarlayın. Kararların gerçek etkileyicileri kimler? Kime saygı duyuluyor? Organizasyonun arkasındaki gerçek “beyin” kim? Kim diğerlerine mentorluk ediyor?
- İyi ve dikkatli bir dinleyici olun: Konuşmaktan ziyade dinleyin; insanlar kendilerinin dikkatle dinlenilmesinden hoşlanırlar, aynı zamanda ne kadar az konuşursanız, kendinize o kadar az zarar verirsiniz.
- Sosyal ağınızı doğru kullanın:Kurmuş olduğunuz sosyal ağı olumsuz şirket politikalarından koruyup, sizin ve takımınızın daha güçlenmesi için düzgün bir şekilde yönetmeyi öğrenin. Bu sayede bilgiye daha rahat erişin, başarılarınızın takdir görmesini sağlayın, sizi ön plana çıkaracak fırsatları kendinize çekin, sizin ekibinizin ve yöneticinizin iyi konumda olmalarını sağlayacak yolları açın.
- Oyuna gelmeyin, hatta etkisiz kılın: Organizasyondaki informel güç dengelerini anlamanız, diğerlerini kendi çıkarları için kullanmak isteyen insanların kimler olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır. Bu tip insanlardan mümkün mertebe uzak durmaya çalışmanız son derece doğal ancak tam tersi aksiyon almanız gerekir. En yakın olmanız gereken düşmanınızdır. Onları yanınıza almaya çalışın, kibar davranın ama her zaman yanlarında ne söylediğiniz dikkat edin. Bu tür insanları neyin motive ettiğini ve amaçlarının ne olduğunu iyi anlayıp, sürdürdükleri olumsuz politikaların etkilerinden kendinizi korumaya çalışın. Bu tip insanlar genellikle kendi becerilerine güvenmek ve geliştirmek yerine, agresif politikalar uygulayarak ilerlemeyi seçen insanlardır.
- Tutum ve davranışlarınızı iyi yönetin: Dedikodu yapmayın, kimsenin aleyhine konuşmayın, bir dedikodu duyduğunuzda ne kadar doğru olduğunu iyi değerlendirin. Kişisel tartışmalardan ve çekişmelerden mümkün mertebe kaçının. Her zaman dürüst ve doğru yolda ilerlemeyi düstur edinin. Profesyonelliğinizi koruyun ve öncelikle organizasyonun çıkarlarının ne olduğuna odaklanın. Pozitif bir duruş sergileyin, şikayet etmeyin, ağlamayın. Herhangi bir eleştiride bulunacağınız zaman, bunun kişisel bir yargı değil, organizasyonun hayrına olacak objektiflikte olmasına dikkat edin. Sır saklayın, ketum olun. Ekibinizi olumsuz politikalardan mümkün mertebe korumaya çalışın ve asla bu tutumun ekibiniz içerisinde olmasına izin vermeyin.
The Godfather filmindeki ünlü repliği unutmayın:
Bu sadece bir iştir, kişisel almayın !


