Proaktif Dil Nasıl Konuşur?

Film izlemeyi çok seviyorum; bilim kurgudan başlayın da dönem filmlerini içeren her konudaki filmi izlemek benim için çok büyük bir keyif oluyor. Eğer iyi de işlenmişse beni farklı zamanlara farklı diyarlara alıp taşıyor adeta. Filmdeki bir söz bir davranış hemen beynimde bir şeylerin çakmasına sebep oluyor. Örneğin geçen haftalarda ikinci kez keyifle seyrettiğim Cloud Atlas…film eleştirmeni değilim ama bence yaşama geçirilecek pek çok öge içeriyordu. Ama bu filmden çıkardığım edinimler bir başka yazının konusu olabilir belki…
Sizi bu yazıda 2008 yılına götürmek istiyorum. Finans sektöründe 20 küsür yılı devirmiş biri olarak Dünya’da ve ülkemizde oluşan krizleri bizzat yaşadım. Çalışanlar üzerinde yarattığı travmaların etkileri anlatılır gibi değildi. 2008 yılında Amerika’da belki hatırlayanlarınız olabilir 158 yıllık Lehmann Brothers Amerikan yatırım bankası iflasını duyurdu. Ortalık kaotik bir hal aldı. Çok iyi hatırlıyorum Bank of America Merill Lynch’i kurtardı, Bear Steams JP Morgan’a satıldı öyle ki 1929 ekonomik buhranından belki daha fazla yıkıma sebep olacak bir manzara ile karşı karşıya kalındığı ifade edildi. Çeşitli operasyonlarla 2009 da iyileşmeler başladı.
Bugün “Too Big To Fail” filmini izledim. 2011 yapımı filmde 2008 krizinde Maliye Bakanı olarak görev yapan Henry Paulson’unun kriz zamanı yaklaşımları, çözümleri ve tabii kendi içinde yaşadığı buhran anlatılıyordu. Günlerce uyuyamamak, kendisini sorumlu tutmak gibi…
Filmde Bakanın söylediği bir cümle beni hemen bu yazıyı yazmama sürükledi Filmin bu sahnesinde, geceler boyu ofiste ekip arkadaşları ile krize çözüm ararken bitkin bir halde eşini arayan Bakan “Bu benim hatam, bakanlığım döneminde ülkenin en büyük bankalarından birinin batmasına sebep oluyorum” diyerek sorumluluğunun bilincinde ve ağırlığı altında işinin başına döner ve takımı ile çözümler aramaya devam eder. Bu davranış modeli imrenilesi bir davranış şeklidir bana göre. Çünkü başkalarını sorumlu tutmak her zaman kolay olur zaten. Unutmayalım iş hayatında biz bir ekibiz, biz bir takımız.
İş hayatında o kadar önemli bir davranış biçimidir ki proaktif olabilmek. Sorumluluğunun bilincinde olarak çözüm odaklı bir şekilde varolan probleme eğilebilmek ve tabii güç zamanlarda işlerin çıkılmaz bir hal aldığını sandığınız anlarda da bu bilinçle hareket edebilmek ve motivasyonu ayakta tutabilmektir proaktif olabilmek. İnisiyatif almaktan çok daha derin bir anlamı vardır. Suçlayıcı değildir. Değerleri vardır.
Covey kitaplarından birinde proaktiviteyi şöyle tanımlar. İnsan olarak, kendi yaşamımızdan sorumlu olduğumuz anlamına gelir. Değerlerimizi duygularımızdan üstün tutabiliriz. Proaktif insanlar o sorumluluğu kabul ederler. Davranışlarından ötürü olayları, koşulları ya da koşullanmayı suçlamazlar. Proaktif davranış, temelinde duygular olan koşullarının ürünü değil, temelinde değerler olan kendi bilinçli seçimlerinin ürünüdür.
Proaktif dil, “seçeneklere bakar, duygularını kontrol eder, yapacağım” diye konuşurken, tam tersi reaktif dil, “seçeneklere bakmak yerine yapabileceğim hiç bir şey yok, yapamam” diye söylenir ve kendini aslında mutsuz eder.
Mutlu çalışmalar dileğimle,
Sibel Avcıbaşı / 25.02.2015


