X Ol, Y Ol, Önce İnsanız

Bu cümleleri çok duymuşsunuzdur eminim.
“Bizim kurumun yüzde şu kadar kısmını Y kuşağı oluşturuyor”
“ Y kuşağını kuruma nasıl bağlayabiliriz” ya da
“X kuşağı ile Y kuşağını nasıl kaynaştırabiliriz” şeklinde çoğalıp giden cümleler…
Evet, gerçekten kurumların işleri kolay değil! Farklı kuşaktaki çalışanları aynı frekansta buluşturabilmek, çalışan mutluluğunu sağlayabilmek ve de doğal olarak verimli, keyifli aynı zamanda huzurlu bir iş ortamı yaratabilmek.
X kuşağı bir değişim döngüsünden geçerek adeta zamanda yolculuk yapmıştır. Merdaneli çamaşır makinesinin gürültüsü eşliğinde ders çalışarak, radyodan arkası yarınları dinleyerek, eve ilk televizyon geldiğinde sadece siyah beyaz görüntü veren bu tombik kutunun üstüne en güzel dantel örtülerini örten anneleri ile yol almışlardır. Sonra bir bakmışlardır ki bu tombik kutunun içi renklenmiş ve hangi komşuda renkli televizyon varsa orada toplanıp seyirler yapılmış sosyal iletişimin ve paylaşımın temelleri atılır olmuştur. Zaman döngüsü X kuşağını bugün artık elinden akıllı telefonunu bırakamayan bir elimde tablet bir elimde akıllı telefonum oh ne rahat diyen bireyler haline dönüştürmüştür. X kuşağı aslında geçmişten geleceğe sağlam adımlarla geçiş yapmıştır. İş hayatında kurallara uyması, çalışma saatlerine özen göstermesi, iş motivasyonlarının yüksek ve kurumlarına sadık bireyler olması ve özellikle de sabırlı olması bu kuşağın, zamanda yapmış olduğu devrimsel yolculuğun tortularıdır, birikimleridir, tecrübeleridir.
Y kuşağı zaman yolculuğunda X kuşağı kadar büyük devrimlerden geçmemiştir. Bugün en yaşlısı 34 yaşındadır. Daha hızlı ilerleyen bir devirde yaşamıştır. Teypte takılı kalan kasetleri tükenmez kalemle çevirip tekrar çalışır hale getirmemişlerdir. Özgürlüklerine düşkündürler. Sosyal medya onların en önemli iletişim araçlarındandır. İş hayatlarında çalışma saatlerini sevmezler ve bağlı kalmak onlar için oldukça sıkıcıdır. Kurumlarına olan bağlılıkları yok denecek kadar azdır. Çalışmayı çok daha iyi şartlarda yaşabilmek için isterler. Bireyseldirler. Otorite önemli değildir. Kuralları sorgularlar. Eleştirirler. Sabırsızdırlar. İş değiştirme istekleri olsun bir an önce yükselme istekleri olsun X kuşağında olan tortuların onlarda olmayışındandır. Sabırsız olmaları bu yüzdendir. Onların suçu değildir, her türlü hızlı olan gelişim onların hayatlarında da çok hızlı yol almaklarına sebep olmuştur.
İşte bu safhada, bu iki kuşak insanını aynı çatı altında mutlu çalışan, verimli çalışan haline getirebilmek çok da kolay olmasa gerek diye düşünseniz de tüm kurumların dikkate alması gereken çok önemli bir nokta vardır; o da makinelerden bahsetmediğimizdir. Bir alt versiyon olarak üretilen bir makine ile bir üst versiyon olarak üretilen makinelerden söz etmiyoruz.
İNSAN’dan söz ediyoruz. X olsun Y olsun ki sonra Z ler de geliyor (Z lerin en yaşlısı şu anda 15 yaşında) insanoğlunun ortak paydası mutlu hissetmek, değer verildiğini görmek, kendilerine saygı duyulduğunu bilmek, kurumları için önemli olduklarını hissetmek, sevgiyi duyumsayabilmek, takdir görmek, onaylanmak ve geribildirimler almaktır. Bu ihtiyaçlar insan doğasının gerektirdiği kaçınılmaz ihtiyaçlardır. Bu gereksinimler giderildiği anda orta yolu bulmak çok daha kolay olacaktır.
Sevginin ve saygının olduğu çalışma günleri dileği ile,
Executas,
Execute Your Ideals!


