Yetenekleri Elde Tutmak

Çok eskiden izlediğim bir filmden aklımda kalan “Hayattaki en acı şey boşa harcanmış yetenektir” cümlesi bu yazının ortaya çıkmasında bana öncü oldu.
Bildiğiniz üzere son 15 yıldır uluslararası firmalarda yetenek yönetimi kavramı ön plana çıktı ve anlam buldu. Ülkemizde ise son 10 yıldır daha büyük ölçekteki kurumlarda bu kavram yer etmeye başladı. İlerleyen zamanlarda tüm büyük, küçük ve orta ölçekli işletmelerde de kendisine yer edinecektir şüphesiz.
Gerçekten yetenekleri bulup ortaya çıkarmak, onları keşfetmek bir yana onları kurumda tutabilmek, bağlayabilmek çok ta kolay değil.
Yetenek yönetimini, kurumların kendi vizyonları doğrultusunda bunları gerçekleştirebilecek doğru bireyleri arayıp bulmak, bulduktan sonra onları izlemek, eğitimler gelişimlerini desteklemek, onların kurumda kalıcı olarak kalmalarını sağlayacak süreçleri oluşturmak ve takip etmek olarak açıklayabiliriz.
Yetenekli bireyleri ortaya çıkarmanın, arayıp bulmanın yanı sıra onların kurumda kalıcılığını sağlamak işin daha zor olan kısmını oluşturmaktadı diye yazının başında da belirttiğim gibi. bu kişileri yönetmekten çok onları mutlu kılmak gerekmektedir. Yetenekli kişiler motivasyonları yüksek çoşkulu kişilerdir. Dolayısıyla onlara farklı İnsan Kaynakları uygulamaları geliştirmek önem taşımaktadır.
Onları dolgun ücretler mutlu kılmaz. Onlar uzun süre çalıştıkları aynı işte sıkılabilirler. Bu kişileri ,diğer birimlerde yürütülen projelerede yönlendirerek katkıda bulunmalarını sağlamak işin zengin sonuçlarla ortaya çıkmasına sebep olacaktır ve doğal olarak kurumunda yüzü gülecektir.
Yetenek yönetiminde önemli hususlardan bir tanesi de bu kişilerin bireysel gelişimlerine önem verilmesi gerektiğidir. Çünkü onlar gelişerek memnun olurlar.
Bir başka husus bu kişiler özgürlüklerine önem verirler. Kendini özgür hissettiği bir kurumda daha verimli çalışabilecek ve üretebilecektir. Özgür olduğunu hissettiği anda da kişinin kuruma olan bağlılığı olumlu ölçüde etkilenecektir.
Yeteneklerin boşa harcanmaması dileği ile


